• çok satan kitaplar
  • kitap
  • yeni çıkan kitaplar
  • harry potter kitap
  • modern dünya klasikleri
  • kral şakir kitap
  • 50 TL Üzerine + %10 İndirim!...
  • 50 TL üzeri kargo bedava!
  • Whatsapp ile sipariş vermek için tıklayınız
  • Kapıda Ödeme Hizmet Bedeli 6 TL 'dir.
  • Kargo ücretini ödeyen ürünler için tıklayınız
  • Tüm Siparişlerde Defter Hediye

Sinan’ın Sanatı ve Selimiye

0,00
İndirim Oranı : %30 İndirim
Fiyat : ₺101,85
İndirimli : ₺71,30

Sinan’ın Selimiye’sini iyi okumak Osmanlı-Türk kültürünün bir bileşenini iyi anlamak demektir. Anadolu’da ve Rumeli’de İslam kültürü yorumu, toplum katında hangi bileşenlerin katkısıyla şekilleniyordu? Anadolulu, Akdenizli, Avrupalı, Doğulu bileşenler ne kadar hazmedilerek bir araya gelmişti? Toplumun hangi katları, hangi grupları, hangi eğilimleri sanat biçimlerini yönlendiriyordu? Sinan İsfahan ya da Herat mimarlarına mı, Antemios ve İzidor’a mı, Michelangelo ya da Leonardo’ya mı daha yakındır? Ya da bütün bunların ortasında başka bir sanat varlığını mı temsil eder? Osmanlı kubbesi Melikşah’ın, Timurluların, Memluklerin kubbelerine benzemez, ama Ayasofya’nın kubbesine benzer. Ne var ki Yeşil Cami’nin ya da Üçşerefeli’nin kubbeleri de Ayasofya’ya benzemez. Bütün bu benzerliklerin ve farkların ötesinde, Selimiye’yi yaratan sanat iradesini Osmanlı-Türk kültürü neyle besliyordu? Görsel benzerlikler ya da sultanların iradeleri dışında Selimiye’deki kadar tutarlı ve derin bir yaratma süreci, ancak toplumla organik bir ilişki içinde ve uzun sürede ortaya çıkabilirdi. Anlaşılan Selimiye, bir özün dışa vurması gibi, binlerce yıllık yapı geleneğini, olabildiği kadar Akdenizli olmuş, ama yine de Doğulu kalmış bir İslam toplumunun kendine özgü biçim duyarlığıyla özümlüyordu. Bu nedenle Sinan’ın yapıtı her okumada yeniden anlam kazanacak bir sanat ölçütüdür.

İş Bankası Kültür Yayınları

Sinan’ın Selimiye’sini iyi okumak Osmanlı-Türk kültürünün bir bileşenini iyi anlamak demektir. Anadolu’da ve Rumeli’de İslam kültürü yorumu, toplum katında hangi bileşenlerin katkısıyla şekilleniyordu? Anadolulu, Akdenizli, Avrupalı, Doğulu bileşenler ne kadar hazmedilerek bir araya gelmişti? Toplumun hangi katları, hangi grupları, hangi eğilimleri sanat biçimlerini yönlendiriyordu? Sinan İsfahan ya da Herat mimarlarına mı, Antemios ve İzidor’a mı, Michelangelo ya da Leonardo’ya mı daha yakındır? Ya da bütün bunların ortasında başka bir sanat varlığını mı temsil eder? Osmanlı kubbesi Melikşah’ın, Timurluların, Memluklerin kubbelerine benzemez, ama Ayasofya’nın kubbesine benzer. Ne var ki Yeşil Cami’nin ya da Üçşerefeli’nin kubbeleri de Ayasofya’ya benzemez. Bütün bu benzerliklerin ve farkların ötesinde, Selimiye’yi yaratan sanat iradesini Osmanlı-Türk kültürü neyle besliyordu? Görsel benzerlikler ya da sultanların iradeleri dışında Selimiye’deki kadar tutarlı ve derin bir yaratma süreci, ancak toplumla organik bir ilişki içinde ve uzun sürede ortaya çıkabilirdi. Anlaşılan Selimiye, bir özün dışa vurması gibi, binlerce yıllık yapı geleneğini, olabildiği kadar Akdenizli olmuş, ama yine de Doğulu kalmış bir İslam toplumunun kendine özgü biçim duyarlığıyla özümlüyordu. Bu nedenle Sinan’ın yapıtı her okumada yeniden anlam kazanacak bir sanat ölçütüdür.


Basım Dili : Türkçe
Basım Yeri : İstanbul
Sayfa Sayısı : 320
En / Boy : 20 / 27,5
Kağıt Cinsi : Kuşe
Basım Tarihi : 12.2017
Editör
Muzaffer Özgüleş
ISBN
9786053603382
Sayfa Sayısı
320
En / Boy
20 / 27,5
Cilt Tipi
Ciltli
Basım Dili
Türkçe
Kağıt Cinsi
Kuşe
Basım Yeri
İstanbul
Basım Tarihi
12.2017
Benzer Ürünler