Anthony Burgess: Otomatik Portakal

03 Nisan 2021 - Diğer Blog Konuları
Anthony Burgess: Otomatik Portakal

Kitabın yazarı Anthony Burgess’tir. Yazar kitapta 15 yaşında olan Alex’in ergenlik döneminde yaratabileceği sorunları ele almıştır. Yazar aslında Alex’in yaşadığı ergenlik süreci üzerinden toplumun ve ahlak yapısının nasıl bozulduğunu sert bir dille eleştirmiştir. Otomatik Portakal diplomatik bir eser olma özelliği taşımaktadır ve kin ve nefret duygularını işlemiştir.

Romanın Konusu Nedir?

Otomatik Portakal, konusu gelecekte yönetecek olan iktidarın baskıcı bir politika izleyeceği ve bu baskıcı politikaya direnmeye çalışan sokak çetelerini işler. İngiltere’de sanayi devrimi sonrasında ortaya çıkan şehirlerde ahlaki değerler zayıflamış, iyi ve kötü birbirine girmiş durumdadır. Bu kaotik toplumda ise halka şiddet uygulamaktadır. Yazar romanda hem ergenlik sürecindeki genç adamın büyümesini, hem de uyguladığı şiddeti konu edinir.

Roman Karakterleri Kimlerdir?

Otomatik Portakal romanı genel itibari ile 3 karakter etrafında dönmektedir. Bu karakterler ise; Alex, Dim ve Peter’dir. Kitaptaki ana karakter olan Alex ne yaptığı hakkında fikri olmayan, umursamaz ve tolumda kaybolan bir kişiliktir. Romanın baş kahramanı olmasının yanında aynı zamanda bir çete lideridir. Alex romanda birçok kötülük yapmış ve bedelini en aşır şekilde ödemek zorunda kalmıştır. Dim ise Alex’in başında bulunduğu çetenin en aklı çalışmayan ama aynı zamanda fiziki olarak en güçlü üyesidir. Peter ise çetedeki en zeki karakter olarak karşımıza çıkmaktadır. Peter ayrıca bu çetenin en psikopat karakteri olma özelliğine de sahiptir.

Eser Nasıl Ortaya Çıktı?

Otomatik Portakal, Anthony Burgess’in en çok okunan ve en iyi romanlarından bir tanesi durumundadır. Eser modernleşme yıllarının değişim, dönüşüm sancılarını en iyi yansıtan eserlerden bir tanesi konumundadır. İnsanların ne kadar özgür olması ve ne kadar baskı altında olması gerektiği konusunda irdelemelerde bulunan eser bunu okuyucuya usta bir şekilde aktarıyor. Ayrıca eser beyaz perdeye de aktarılmıştır.

Yani Otomatik Portakal Direkt olarak sanayileşen ve ciddi bir g-değişim dönüşüm yaşayan İngiltere’nin gerçek sorunlarından ortaya çıkmıştır ve bu konuları ustaca inceleyen kült bir eserdir. Ayrıca yazıldığı dönemin en iddialı romanlarından bir tanesi olma özelliği de taşımaktadır. Romanda şiddet, madde bağımlılığı ve benzeri konular en yalın hali ile işlenmiştir.

Yazar Kendi Eseri Hakkında Ne Söyledi?

Otomatik Portakal yazarı Anthony Burgess, yazdığı roman hakkında şu sözleri dile getirmiştir. ‘Tüm hayvanların en zekisi, iyiliğin ne demek olduğunu bilen insan oğluna bir baskı yöntemi uygulayarak onu otomatik işleyen bir makine haline getirenlere kılıç kadar keskin olan kalemimle saldırmaktan başka hiçbir şey yapamıyorum…’ demiştir.

Kitapta Yazarın Yaşadıklarının Etkisi

Otomatik Portakal yazarı olan Anthony Burgess tamda anlattığı dönemde yaşamış ve İngiltere’nin sanayileşmesi ve bu dönemde yaşanan kaos ortamını yakinen inceleme fırsatı bulmuş ve hatta bu dönemi yaşamıştır. Buda kitabım bu kadar etkili bir şekilde ortaya çıkmasında en etken faktör olmuştur.

Ana Fikir Nedir?

Otomatik Portakal kitabın ana fikri insanın insan yapan şeyin özgür irade olduğu aksi takdirde insan olmaktan çıkarak otomatik bir mekanizmaya dönüşeceğidir. Özgür irade ile seçilen kötülüğün iyilikten daha evla olduğu anlatılmaktadır.

Kitabın Özeti

Alex, on beş yaşındadır ve bir çete lideridir. Bu çete inşaları gasp eder, şiddet uygular, dükkanları kundaklar ve hatta kadınlara tecavüz ederler. Çetenin kendi aralarında oluşturduğu dile jargon denilir. Alex iyilik kavramının sorgulanmasını isteyen bir kişidir. Öyle ki kendisi “Neden herkes tarafından kabul edilen iyilik kavramını kökünden incelemezler? Eğer yaptığımız iş kötülük olarak görülüyorsa bu onların tercihidir. Ben kötülüğü isteyenlerin olduğu taraftayım.” sözünün sahibidir. Bu şekilde Alex yolunu çoktan seçmiştir.

Bir gece barda uyuşturucu madde alan çete üyeleri Alex ve Dim çok büyük bir kavgaya girerler. Alex bu çetenin lideri olduğu için Dim’e birçok laf söyler. Dim, Alex’in çete lideri olmasından dolayı ona laf söyleyemediği için tepkisini birçok şekilde dile getirir. Gün dönüp Alex çete işleri ile ilgilenmeye ve çete işlerini düzene koymaya çalışırken liderlik otoritesinin sarsıldığını fark etmiştir.

Bu çete bir gece Otomatik Portakal kitabını yazmakta olan kişinin evine dalar. Eşyaları kırıp dökerler ve bir sürü zarara yol açarlar bunun yanında da yazarın karısına tecavüz ederler. Çete üyesi olan ve çetede hem en zeki hem de en psikopat karakter olan Peter’in aklına kendi haline bir yaşam sürmekte olan kadının evine irme fikri gelir. Bu fikri Alex her ne kadar onaylamasa dahi geçen akşam Dim ile yaşanan tartışmanın ardından sarsılan otoritesi nedeniyle kabul eder. Alex eve girerek yaşlı kadını uzun süre alt etmeye çalışır. Kadın başına gelecekleri anladığı için uzunca bir süre Alex ile mücadele eder. O sırada kadının beslediği kediler evdedir ve Alex’e saldırırlar. Canı yanan Alex eline geçirdiği bir vazoyu kadının kafasında parçalar. Ancak çetenin habersiz olduğu bir durum vardır. Oda bu çete eve girdiği sırada yaşlı kadın polise haber vermiştir. Alex kadının beslediği kedilere zarar vermiş ve yaşlı kadını da öldürmüştür. Bu nedenle diğer çete üyeleri tarafından polise yem olarak sunulur. Çete üyelerinin bu ihaneti nedeniyle Alex hapse girer.

Hapishaneye girmesinin ardından tam üç yıl geçen Alex ve Alex’in kaldığı nezarethaneye bir mahkûm gelir. Alex yeni gelen bu mahkumla o akşam yatak kavgası yaşar. Alex sabah uyandığı zaman mahkûmun esrarengiz bir şekilde öldürüldüğüne tanık olur ev durum gardiyanlar tarafından fark edilir. Bu durumla birlikte Alex büyük bir ilgi çeker.

O akşam cezaevi müdürü İç İşleri Bakanı tarafından aranır ve bakan, cezaevi müdürüne bir projeden bahsederek bir denek ister. Ortaya atılan proje suçluları yeniden topluma kazandırma projesidir. Projenin hayata geçirilebilmesi içinde çete üyelerinin denek olarak kullanılmasına karar verilmiştir. Daha önce dikkat çeken Alex, ilk denek olarak seçilir. Alex projeye dahil olur ve çalışmalar başlar. Alex’e projenin başlamasıyla birlikte içerisinde şiddet tecavüz gibi fiziksel şiddet içeren bir çok film izletilir. Film bittiği an Alex’e aynı yöntemlerle acı çektirilmeye başlanmaktadır. En sonunda Alex’in vücudu daha fazla acı kaldıramayacak hale gelir. Alex artık kötülük içeren filmler veya gördüğü zaman kusmakta ve acı çekmektedir. Alex’e Beethoven besteleri dinletildiği zaman ise Nazi soykırımı ile ilgili izletilen filmlerde ki acıyı yaşamaya başlar. Bu durum proje deneği olan Alex’in son aşamasıdır. Alex müzik özelliklede Beethoven dinleyemez hale gelmiştir. Yetkililer bu durumu fark ederek Alex’ için iyileşti ibaresi ekleyerek onu serbest bırakır. Alex çok uzun bir zaman olmadığı için eve dönüğünde odası kiraya verilmiştir ve Alex evsiz kalmıştır. Durumlar değişmiştir ve atık etrafta şiddet uygulayan kişiler polistir. Artık Alex’in arkadaşları polistir ve yanlarına gittiği zaman şiddet görür. Diğer polislerden de şiddet gören Alex kendini Otomatik Portakal yazarının evinin orada bulur.

Yazarımız iyimser düşünceye ve sosyalist bir yapıya sahip olduğu için onu içeriye alır. Alex’in en başından itibaren neler yaşadığını anlatmasını ister. Anlatılanlar karşısında yazar projeyi insanlara karşı bir suç olarak ispatlamak ister. Ancak Alex yaşananları başka insanlara anlatarak ömür boyu bir kukla olarak hayatına devam eder.

Anthony Burgess: Otomatik Portakal

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.