En Çok Okunan Dünya Klasikleri

27 Mart 2020
En Çok Okunan Dünya Klasikleri

Yazıldığı dönemin çok ötesinde olan yazarların, sayfalara dökmüş oldukları tecrübeler ve hayal gücünden oluşan dünya klasiklerini okuyarak ufkunuzu ve vizyonunuzu geliştirmenizi tavsiye ederiz. Neden klasik haline geldiğini ise okuduktan sonra daha iyi anlayacaksınızdır.

Sizler için hazırlamış olduğumuz dünya klasikleri listesi için en iyi kitapları seçmeye çalıştık. Okunması gereken dünya klasikleri ile keyifli vakitler geçirebilirsiniz. Eğer iyi bir çeviriden okursanız kitabın özünü daha iyi kavrayabilirsiniz. En çok okunan dünya klasikleri veya en iyi klasikleri liste yapıyorsanız listemize de mutlaka göz atın.

İki Şehrin Hikayesi – Charles Dickens

İki Şehrin Hikayesi’nde hapsedildiği Bastille zindanından kurtarılan Doktor Manette ile iş işten geçmeden İngiltere’ye gönderdiği kızının 18 yıl sonra buluşmaları ve Londra’da yeni bir hayat kurmaları, dostluk, sevgi ve özveri ile örülmüş bu yaşamın Paris’te gelişen devrim dalgalarının haberleri ile gölgelenişi yansıtılıyor okuyuculara. Paris’teki karanlık günlerin karşısında Londra’daki dingin ve aydınlık günler yer almaktadır. Fakat her iki şehir de karanlığın içinde umudu, aydınlığın içinde de hüznü taşımaktadır.

Notre Dame’ın Kamburu – Victor Hugo

Victor Hugo’nun bu eserinde olaylar ince ince örülmüş, insan hayatında kaderin yeri de sorgulanmıştır. Notre Dame’ın Kamburu kaleme alındığından bu yana birçok sanat eserine, özellikle de filmlere esin kaynağı olmuştur.

Aşk ve Gurur – Jane Austen

1775 doğumlu olan Jane Austen, kadın olduğundan dolayı çağının yazılı olmayan ama zorunlu ahlaki yargılarından dolayı romanlarını takma ad ile yayımlamış bir yazardır. Aşk ve Gurur, eseri ise önüne pek çok engelin dikildiği, farklı sınıflardan gelen iki gencin mutlu sonla biten aşklarının klasik romanı niteliği taşımaktadır.

Oblomow – Ivan Gonçarov

Rus edebiyatının hiçbir kahramanı, ne Mişkin, ne Raskolnikov, ne Prens Andrey, eski Rus insanını, hatta bütün Doğuluları Oblomov kadar en özlü yanıyla, açıklıkla temsil edemez. Doğu belki de ilk defa Gonçarov’un bu büyük eserinde kendi kendini tanımaya Batı’dan farkını almaya başlamış. Oblomov, klasik kahramanlar gibi genel bir tip, Don Kişot gibi Tartuffe gibi insanlığın halini göstermekle beraber, zamanına, çevresine sıkı sıkıya bağlı bir insandır.

Diriliş – Lev Nikolayeviç Tolstoy

Tolstoy’un yaşadığı sırada çıkan son romanı Diriliş’te yazar yıllarca üzerinde düşündüğü ve birçok kurumsal eser yazdığı insanlık sorunlarını bu kitapta edebi bir kurgu içinde ele almıştır. Diriliş sadece Sibirya’ya giden mahkum kafilesinin yolculuğunu değil, yaşamın anlamını kavramak için kişinin kendini tekrar var etme sürecini anlatan bir başyapıt olma özelliği taşımaktadır.

Babalar ve Oğullar – Ivan Turgenyev

1859 yılının Mayıs ayında baba Nikolay Petroviç Kirsanov, üniversiteyi bitiren oğlu Arkadiy’in dönüşünü heyecanlı bir şekilde beklemektedir. Oğlunun tanıştırdığı arkadaşı Bazarov, çiftliğe adımını atar atmaz gelenekselden derin kopuşun, bir kuşak çatışmasının temsilcisi olduğunu belli etmektedir. Bazarov, sadece doğa bilimlerinin yasalarına inanmakta ve kırsal kökenli aristokrasinin kent kökenli aydınlar ile yaşadığı gerginliği yansıtmaktadır.

Madam Bovary – Gustave Flaubert

Madam Bovary, 19. Yüzyıl Fransız kadınının iç dünyasını ve kıstırılmış hayatını fazlası ile şeffaf bir şekilde ele alırken, dönemin kadın erkek ilişkilerine de ayna tutan bir başyapıttır.

Yaşlı Adam ve Deniz – Ernest Hemingway

Hemingway’ın en ölümsüz eserlerinden biri de Yaşlı Adam ve Deniz olmuştur. Yaşlı Kübalı balıkçının açık denizde Gulf Stream’e kapılmış olan dev bir kılıçbalığı ile olan can yakıcı mücadelesini sade ve kuvvetli kelimeler ile anlatmaktadır. Yazar bu hikayesi ile yenilgiye karşı cesaret, kayba karşı şahsi başarı temasını kendine has modern üslubu ile yeni baştan heykelleştirmiştir.

Karamazov Kardeşler – Fyodor Mihailoviç Dostoyevski

Dostoyevski’nin yaşam birikiminin tamamını ve sanat gücünün doruğunu içeren bu roman, gerçekte insanı insan yapan ne varsa, onlara adanmış bir destan niteliği taşımaktadır. Yazar, hiçbir romanında insan ruhuna inmemiş, insanoğlunun bu denli kesitler biçiminde, içgüdülerinin ve istencinin tüm görünümü ile sergilenmiştir. Karamazov Kardeşler kitabı bir aileyi konu alan ve bir felaketler zinciri olarak gelişen olay örgüsü, bireysel ögelerin yanı sıra, 19. Yüzyılın ikinci yarısındaki Rus toplumunu da geçirdiği sarsıntıların tümüyle dünya edebiyatında bir eşi daha bulunmayan bir sanat aynasını yansıtmaktadır.

Vadideki Zambak – Honore De Balzac

Roman 19. Yüzyıl Fransız yazınının iki büyük yöneliminin, gerçekçilik ve romantizm akımının kavşak noktasında ortaya çıkmış ve dünyanın en ünlü aşk romanlarından biri olarak yer almıştır. Balzac, aşka derin bir gerçeklik kazandırırken, çağının toplumsal olgularını ve koşullarını yansıtmaya da özen göstermiştir.

Dublinliler – James Joyce

Yazar ilk önemli yapıtı olan Dublinliler’i kaleme almadan önce 22 yaşındaymış. Kentin yoksulluklarının canlı bir portresini sunması ve onların kaba saba dillerini kendi edebiyatının ögelerinden biri haline getirmesi kitabı yayımlatmasını geciktirmiş olsa da 1914 yılından itibaren Dublin artık eski Dublin olmaktan çıkmıştır. Bozguna uğrayan yaşamların gözünü budaktan sakınmayan bir gerçekçilik ile kaleme alınışı ve toplumsal çöküş, istismar, cinsel arzu, yozlaşma gibi konuların dile getirilmesi Joyce’un insanlık durumunu emsalsiz bir gözlem ile aktarmasını sağlamıştır.

Germinal – Emile Zola

Emile Zola’nın en iyi eseri ve Fransız edebiyatının en iyi romanlarından biri olarak gösterilen Germinal, 1860’lı yıllarda kuzey Fransa’da, uzlaşmaya yanaşmayan maden işçilerinin şiddetli ve gerçek grev öyküsünü konu almaktadır. Germinal’in yüzün üstünde ülkede orijinali ve çevirileri yayımlanmıştır. Aynı zamanda eser beş sinema uyarlaması ve iki televizyon yapımına ilham kaynağı olmuştur.

Faust – Johann W. Geothe

Goethe’nin Faust’u, bilinmeyenleri öğrenmek ve büyülü güçler elde etmek için ruhunu Mephistopheles adındaki şeytana satan gezgin hokkabazın öyküsünü anlatmaktadır. Eski bir alman masalının oldukça uç bir uyarlanışı olan Faust’u yazmak 60 yıl sürmüştür. Bunun sonucunda Goethe yaşamı boyunca kafasını kurcalayan tüm sorulara ahlak yasalarından mitolojiye kadar bu büyük dramatik ve şiirsel yapıtında yer vermeyi başarmıştır. Faust yazarın tüm sanatsal, ahlaksal ve felsefi gelişiminin capcanlı bir belgesi niteliği taşımaktadır.

Yüzbaşının Kızı – Aleksandr Sergenyeviç Puşkin

Pyotr Grinyov, 17 yaşına geldiğinde, emekli asker olan babasının ısrarı üzerine askerliğini yapmak için Orenburg’a gönderilmiştir. Orada Yüzbaşı Mironov’un kızı Maşa’ya aşık olur. Maşa ile Pyotr arasındaki aşk başladıktan sonra Pugaçov ayaklanması patlak verir. Rusya’nın modernleşme serüveninde Çar Petro tarafından tasfiye edilene kadar kritik roller oynayan Kazakların da desteği ile ayaklanma büyümektedir. Maşa ile Pyotr arasındaki ilişkinin arka planına kişisel anlatıları şekillendiren Pugaçov Ayaklanması oturmaktadır. Yüzbaşının kızı, geleneğin erken döneminde Puşkin’in tarihsel romana kattığı simetri, denge ve ikna edicilik ilkelerinin hayaletini gösteren, çarpıcı bir anlatıdır.

Ana- Maksim Gorki

Kitabın ana karakteri Pelageya ya da bir başka deyiş ile Ana, kendisini sürekli döven kocasının ölümünden sonra oğlu Pavel ile baş başa kalacaktır. Bir süre sonra oğlunu, o kasabadaki geçimsiz, kavgacı gençlikten farklı olarak olgun bir kişiliğe bürünürken bulur. Evleri kitaplarla dolmaya başlayan Ana, oğlunun gizli yaşantısını merak eder. Pavel, anasını sosyalim ve ezilen işçi, köylü sınıfının burjuvalar ile olan çatışmasıyla tanıştırır ve asıl olay ondan sonra başlar.

Robinson Crusoe – Daniel Defoe

Defoe ölümüz eserinde, gemi kazası sonucu düştüğü ıssız bir adada hayatta kalma müzadelesi veren Robinson Crusoe’nun hikayesini ustalık ile anlatmaktadır. İnsan doğasını çok iyi tanıyan yazar güçlü kalemi ve yalın üslubu ile insanlık tarihinin her döneminde, her okurun kendisinden bir şeyler bulabileceği bir kahraman yaratmayı başarmıştır.

Batı Cephesinde Yeni Bir Şey Yok – Erich Maria Remarque

Eric Maria Remarque, savaşın incittiği insanlara bir ses vermiş, bize hatırlattıkları ile her zaman el üstünde tutulması gereken bir yazar olmuştur. Savaşın dehşetini ve beraberinde getirmiş olduğu yıkımı, insanoğlunu birbirine nasıl yabancılaştırdığını birinci ağızdan, çarpıcı bir şekilde dile getirmiştir. Eser savaşla ilgili bildiğimizi sandığımız gerçekleri sorgulamamızı sağlarken, edebiyatın ne kadar güçlü ve ölümsüz bir kaynak olabileceğini bir defa daha kanıtlamıştır.

Kırmızı ve Siyah – Stendhal

Yükselme ihtirası ile yanıp tutuşan Julien Sorel’in zaman zaman iki yüzlülüğe kadar varan içten pazarlıklı halini, gerçekten bağlı olduğu dünya görüşünü ve Napolyon hayranlığını saklamaya çalışırken yaşadığı bunalımı anlatan roman, bu yönüyle bir psikolojik roman olma özelliği taşımaktadır.

Demir Ökçe – Jack London

1907 yılında yayımlana  Demir Ökçe adlı eser, modern karşı ütopyacı romanların ilki sayılmaktadır. Totaliter ve baskıcı sistemdeki toplumu tanımlamak için kullanılan karşı ütopya kavramı, bu kitapta, ABD’de oligarşik bir tiranlığın yükselişinde yansımaktadır. George Orwell’in 1984 adlı romanına da esin kaynağı olan roman, toplumda ve siyasette gelecekte yer alacak olan değişiklikleri irdelemektedir.

Gazap Üzümleri – John Steinbeck

Gazap Üzümleri 1930’lu yıllarda ABD’de yaşanan Büyük Göç’ün bir anlamda destanı olarak kaleme alınmıştır. Genç yaşlı, kadın erkek, binlerce emekçinin verimli topraklara yolculuklarını ve bir ulusun yaşadığı dönüşümü işleyen roman, ayrıca iyi bir yaşam düşüyle Oklahoma’dan kalkıp Kaliforniya’ya doğru yola çıkan Joad ailesinin öyküsü olmuştur.

T-Soft E-Ticaret Sistemleriyle Hazırlanmıştır.